Kamu İhalelerinde Rekabet ne Ölçüde Sağlanıyor?

Değerli konuklar öncelikle, Kamu İhalelerinde Adil Rekabete Katkı ödülünü almaya değerli Çiğdem Toker'i ve şahsımı layık gördüğü için Rekabet Derneği’ne çok teşekkür ederim.*

Kamu ihaleleri hem satın almaları ve hem de varlık satışını kapsamaktadır.  Bu kısa konuşmamda, özelleştirme ve KÖİ uygulamalarını göz ardı ederek,  4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında kamu alımlarındaki eğilimleri örnek olaylarla açıklamaya çalışacağım.


Kamu alımları konusunda teknik detaylara girmeden işin özünü açıklamak için, Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Milton Friedman ve Rose Friedman’ın  'Seçmekte Özgür' (Free to Choose) isimli kitaplarında geliştirdikleri matrisi kullanacağım (matrisi büyütmek için üzerini tıklayın).

Rekabet Kurulu’nun perakende sektöründeki soruşturmasının düşündürdükleri

Hükümet artan gıda enflasyonunun suçlusu olarak marketleri işaret etti. 31 Ağustos 2018’de Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde değişiklik yapılarak “Aldatıcı Ticari Uygulamalar” bölümüne; “Girdi maliyeti ve döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen bu durumlardan etkileniyormuş gibi hareket ederek tüketiciye sunulan mal veya hizmetin satış fiyatında haklı bir gerekçe olmaksızın artış yapmak” şeklinde bir bent eklendi. Bu düzenlemeye istinaden Bakanlık yetkilileri ve zabıtalar bir sürü işletmeye “fahiş fiyat” baskını yaptı.

Bu değişiklik, bazı gıda fiyatlarındaki artışın Ağustos ayında yaşanan kur şokundan değil, marketlerin fırsatçılığından kaynaklandığını kabul ediyor.

İktisat, bireylerin rasyonel olduğunu ve firmaların da kâr maksimizasyonu özendirimiyle çalıştığını kabul eder. Bu nedenle, rekabetçi piyasa koşullarında, firmaların fırsatını bulduklarında maliyetlerini düşürmeleri ve/veya fiyatlarını artırmaları normaldir. Buraya kadar iktisaden sorun yok.

Firmalar maliyetlerini düşürürken ve fiyatlarını da artırırken rekabeti ihlal ediyorlarsa sorun vardır. Bu nedenle, bu günlük dahil pek çok mecrada gıda fiyatları konusunda Rekabet Kurulu’nun inisiyatif alması önerildi.

Şehir hastanelerindeki tehlikenin farkında mısınız?


Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeli ile yaptırılan, Sağlık Bakanlığının  şehir hastaneleri programı hepimizin malumu.
Konu hakkında önceden bu blogda çeşitli yazılar yazdım.
Bir yazımda, şehir hastanelerinin Sağlık Bakanlığı Bütçesi üzerindeki yükü hakkında şunu ifade etmiştim: “Yaklaşık 43 bin yataklı şehir hastanelerinin yıllık hizmet bedeli ödemesi Bakanlık bütçesinin yaklaşık % 39’unu oluşturacak. Hizmet bedeli ödemesi Bakanlığın yatırım bütçesinin 1,7 katı olacak.”
Bu yazıyı, 2016 yılında, derleyebildiğim sınırlı bilgiyle yazmıştım.
2019 yılı itibariyle yeni bilgilere erişince, bu değerleri yenilemek gerekti (bu yazıyı önceki yazımla birlikte okumanızı tavsiye ederim).
Yeni hesaplamaların özeti aşağıdaki tabloda yer almaktadır (tabloyu büyütmek için üzerini tıklayınız).

Avrasya Tüneli geçiş ücretine yapıla(maya)n zammın serencamı!

Haber malum: “Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere yüzde 37,8 zam yapıldığı, son zamla beraber tek yön otomobil geçiş ücretinin 32,10 TL, minibüs için ise 48,10 TL olduğu açıklandı. İlerleyen saatlerde Ulaştırma Bakanlığı, Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine zam yapılmadığını, yeni ücret tablosunun Avrasya Tüneli'nin internet sitesine ‘sehven’ konulduğunu duyurdu.”

Bu yazıda Tünelin geçiş ücretinin arka planını aralamaya çalışacağım. Avrasya Tüneli’nin YİD sözleşmesi 25 Şubat 2011 tarihinde imzalandı ve 20 Aralık 2016 tarihinde açılan Tünel’de otomobil geçiş ücreti KDV dâhil 15 TL olarak belirlendi.

Perakendeciler fiyatları bile isteye mi artırıyor? Onların da bir mazereti olabilir mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan “faiz, enflasyon düşerken marketlerde hala sebze ve meyve fiyatları düşmedi. Bu marketlerde, benim halkımı sömürme mücadelesini devam ettirenler varsa bunun hesabını da sorma görevi bizimdir ve sorarız” demişti. Yüksek fiyatlar nedeniyle eleştirilen marketler de şubelerinde biber ve patlıcan gibi ürünleri satmama kararı aldı.
Bu yazıda, bu kararı, serbest piyasa ekonomisi, rekabet mevzuatı ve perakendecilik sektörü faaliyetleri çerçevesinde değerlendireceğim.