Dünya genelinde yaşadığımız mahvedici COVİD-19 salgını nedeniyle uzun bir süredir yazmıyordum. Çünkü elimizi attığımız yerden sorun çıkan Kamu-Özel-İşbirliği (KÖİ) projeleri yeterince can sıkıcı. Üzerine bir de ben canınızı sıkmak istemedim.
Ancak, bugün Kanal İstanbul projesinin etki alanında kalan tarihi Odabaşı ve Dursunköy köprülerinin taşınarak başka bir alanda tekrar inşa edilmesi işi bugün ihaleye çıktı.
Hayat devam ediyorsa ben de yazayım o zaman dedim.
Kanal’ın yapılması için yetkililerin ileri sürdüğü iki genel gerekçe var.
1. İstanbul Boğaz’ında ileride artacak gemi trafiği kaza ihtimalini ve buna bağlı riskleri de artıracaktır.
2. Kanal İstanbul hem bu riskleri azaltacak hem de ekstradan gelir sağlayacaktır.
Önceki bir yazımda gemi trafiğinde talep analizi yapmış ve birinci önermenin gerçekçi olmadığını açıklamıştım.
Bu yazımda konunun gelir tarafına değineceğim. Bir sonraki yazımda da Kanalın maliyetini ele alacağım.
Avrasya Tüneli’nde sehven diye önce alınan ve nihayet gerçekleşen zam
Haber malum, Avrasya Tüneli’nin geçiş ücretlerine % 56,2 oranında zam yapıldı ve ücret 23,30 TL’den, 36,40 TL’ye artırıldı.
Geçen yıl da sözleşme gereği 1 Şubat tarihinde Tünel geçiş ücretine zam yapıldı. Ancak, toplumdan gelen yoğun tepki üzerine, sehven yapıldığı iddia edilerek zam geri çekildi. Çünkü 31 Mart yerel yönetim seçimleri öncesinde seçmenin canını sıkmamak gerekiyordu.
O tarihlerde yayınladığım bir yazıda; geri alınan bu zam nedeniyle, 2019 yılında görevli şirkete katkı payı başlığı altında $220 milyon ödeneceğini belirtmiştim.
Bu yazıda yeni zammın etkilerini ele alacağım.
Geçen yıl da sözleşme gereği 1 Şubat tarihinde Tünel geçiş ücretine zam yapıldı. Ancak, toplumdan gelen yoğun tepki üzerine, sehven yapıldığı iddia edilerek zam geri çekildi. Çünkü 31 Mart yerel yönetim seçimleri öncesinde seçmenin canını sıkmamak gerekiyordu.
O tarihlerde yayınladığım bir yazıda; geri alınan bu zam nedeniyle, 2019 yılında görevli şirkete katkı payı başlığı altında $220 milyon ödeneceğini belirtmiştim.
Bu yazıda yeni zammın etkilerini ele alacağım.
Kanal İstanbul'un yıllık geliri 5 milyar dolar olacakmış!
Yetkililerimizin açıklamalarını gördükçe ve duydukça, Kanal İstanbul hakkında gerçek anlamda bir fizibilite yapıldığından şüphelenmeye başladım.
Ortalarda bir sürü gelir tahmini uçuşmakla beraber, en son Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, Kanal İstanbul’un yıllık gelirinin $5 milyar olacağını söyledi. Bakan’ın tam açıklaması şu şekilde:“Hesabımıza göre Kanal İstanbul’dan geçecek gemilerden alacağımız para asgari yıllık net 1 milyar dolar civarı. Kanaldan 2035’te geçen araç sayısı 50 bini bulacak. 68 bin kapasiteli kanaldan 50 bin gemi geçtiğinde yıllık 5 milyar dolar gelir olacak.”
İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçen gemilerden ücreti Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KIYEM) tahsil etmektedir.
Ortalarda bir sürü gelir tahmini uçuşmakla beraber, en son Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, Kanal İstanbul’un yıllık gelirinin $5 milyar olacağını söyledi. Bakan’ın tam açıklaması şu şekilde:“Hesabımıza göre Kanal İstanbul’dan geçecek gemilerden alacağımız para asgari yıllık net 1 milyar dolar civarı. Kanaldan 2035’te geçen araç sayısı 50 bini bulacak. 68 bin kapasiteli kanaldan 50 bin gemi geçtiğinde yıllık 5 milyar dolar gelir olacak.”
İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçen gemilerden ücreti Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KIYEM) tahsil etmektedir.
Kanal İstanbul referandumunda hangi seçmen kitlesi oy vermelidir?
Basında yer alan bilgilere göre hem muhalefet kanadı hem de iktidar kanadının bir kısmı Kanal İstanbul’un referanduma götürülmesini istiyor.
İktidar tarafıysa “Büyük projeleri halka soralım' diye bir eylem olmaz. Hükümetler yapar, hesabını da halka verir" diyor.
Bu yazıda Kanal İstanbul’da oy verecek seçmenin kapsamını ele alacağım.
İktidar tarafıysa “Büyük projeleri halka soralım' diye bir eylem olmaz. Hükümetler yapar, hesabını da halka verir" diyor.
Bu yazıda Kanal İstanbul’da oy verecek seçmenin kapsamını ele alacağım.
İstanbul Boğazında tekel hakkımızı ve rantımızı yok eden proje: Kanal İstanbul
Bu yazıda Kanal İstanbul nedeniyle gemi armatörlerinin artan kârlarını ve Türk halkının kayıplarını ele alacağım.
İstanbul Boğazı doğal tekeldir. Hem Allah vergisi olarak biriciktir, bu yönüyle doğal tekeldir. Hem de iktisaden doğal tekeldir.
İstanbul Boğazı doğal tekeldir. Hem Allah vergisi olarak biriciktir, bu yönüyle doğal tekeldir. Hem de iktisaden doğal tekeldir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)