Mega projelerde talep tahmini: Kanal İstanbul örneği

Türkiye’de son yıllarda, özellikle de kamu-Özel-İşbirliği modelleriyle gerçekleştirilen projelerin boyutu giderek büyütülmektedir. Dünya Bankası verilerine göre proje başına yatırım değeri açısından, Türkiye üst-gelir grubu ülkeler içerisinde birincidir. Ancak bu birincilik bir takım sorunları da beraberinde getirmektedir.

Dünya genelindeki mega projeler hakkında özel veri seti bulunan Oxford Üniversitesi’nden Prof. Bent Flyvbjerg bu projelerde maliyetlerin öngörülenden % 44,7 daha fazla ve talebin de % 51,4 daha düşük gerçekleştiğini bildirmektedir. 

Flyvbjerg projeleri büyütmek için talep tahminin de büyütüldüğünü ifade etmektedir. Ancak, talep tahmininin abartılması, maliyet hesaplamalarındaki hataları da beraberinde getirmektedir. Mega projeleri tasarlayanlar talebi iki nedenle yüksek belirleyebilirler. 1. İyimserlik önyargısı, 2. Stratejik yanıltma.

Bazıları gelecek hakkında doğaları gereği iyimserdir. Bu nedenle de geliştirdikleri projelere talebin büyük olacağını düşünebilirler. Diğerleri ise projeyi büyütmek ve faydalarını maliyetlerinden daha yüksek göstermek amacıyla, talep konusunda siyasetçileri, vergi mükelleflerini ve finansal kurumları bile isteye yanıltabilirler. Stratejik yanıltma algısı arttığı ölçüde, projeyle ilgili çevresel etki değerlendirme ve fayda-maliyet analizlerine olan güven de zedelenmektedir. Analizlerde yapılan hatalar nedeniyle projeler ve sözleşmeler sürekli değiştirilmektedir. Bu nedenle mega projelerin gerçekleştirilme yöntemi “yap-boz modeli” (break-fix model) olarak adlandırılmaktadır (Flyvbjerg, 2014.)

ÇED Raporu


Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu'nda (s. XX),  Kanal İstanbul’un inşa edilmesi gerekçesi olarak özetle şunlar söylenmektedir: “İstanbul Boğazı’nın günümüzde yaklaşık 50.000 mertebelerinde olan trafik yükünün dünya ve bölge ülkelerindeki gelişmeler dikkate alındığında 2070'li yıllarda 86.000 mertebelerine ulaşacağı tahmin edilmektedir. Teknolojik gelişmeler sonucu gemi boyutlarının büyümesi ve özellikle, akaryakıt ve benzeri diğer tehlikeli/zehirli maddeleri taşıyan gemi (tanker) geçişlerinin artması, dünya mirası kent üzerinde büyük baskı ve tehdit oluşturmakta, İstanbul Boğazı’na alternatif bir geçiş güzergâhının planlanmasını zorunlu hale getirmektedir.”

Bu yazıda bu gerekçeyi tartışacağım.

Gebze-İzmir Otoyolunda kim ne kadar ödeyecek?

Gebze-İzmir otoyolunun son bölümü 4 Ağustos tarihinde açıldı. Her zaman olduğu gibi yatırımın finansmanı ve ücretin ödeme biçimi ve miktarı gündeme geldi.

Bu yazıda Gebze’den yola çıkan ve İzmir’e varan birinci sınıf araçların (AKS aralığı -dingil mesafesi- 3.20 metre altında olan araçlar, yani otomobiller) sözleşmeye göre tek yönde ödeyeceği ücreti hesaplayacağım.

Şehir hastaneleri sözleşmelerinde değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi


8 Temmuz 2019 tarihinde TBMM’ye sunulan ve 11 Temmuz 2019 tarihinde Plan Bütçe Komisyonundan geçen TorbaKanun tasarısında şehir hastanelerinin sözleşme değişikliklerine ilişkin düzenlemeler de bulunmaktadır.
Bu yazıda bu değişiklikler hakkındaki düşüncelerimi paylaşacağım.

Türkiye’de KÖİ sözleşmelerinde revizyonların nedenleri ve sonuçları –II-

Bir önceki yazıda, Dünya Bankası çalışmasından hareketle; eksik KÖİ sözleşmelerinde özel sektör işletmesi lehine sık sık yapılan revizyonların sosyal refah üzerindeki olası olumsuz etkilerine değinmiş ve sözleşmelerin tam yazılması ve etkili uygulanması için yapılması gerekenleri belirtmiştim. Şimdi, Türkiye özelinde KÖİ sözleşmelerinin hazırlanma sürecini ele alacağım.

Kamu Özel İşbirliği sözleşmelerinde yapılan revizyonların önemi ve refah etkileri -I-

Haberlere göre İstanbul  Havalimanı’nın sözleşmesinde değişiklik yapılarak, görevli şirketin devlete ödemesi gereken 1 milyar Euro tutarındaki yıllık kira 25 yıl sonraya ertelendi. Daha önce de basında yer alan haberlere göre havalimanın projede öngörülen kot seviyesi düşürülerek, işletmeciye ciddi bir maliyet avantajı sağlandığı ileri sürüldü. Sadece İstanbul Havalimanında değil KÖİ yöntemiyle gerçekleştirilen şehir hastanelerinin sözleşmelerinde de önemli değişikler yapıldığını Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası dokümanları göstermektedir. Karayolu KÖİ sözleşmelerinde benzer değişiklikler yapıldığına ilişkin de önemli emareler bulunmaktadır. 

Yazıyı kısa tutmak amacıyla, öncelikle KÖİ sözleşmelerinin doğasını, sözleşme revizyonlarının nedenlerini ve refah etkilerini ele alacağım.