Şehir hastaneleri sağlık harcamaları üzerinde büyük baskı oluşturacak gibi

 Bir önceki yazımda Türkiye’nin KÖİ projelerinden kaynaklanan doğrudan ve koşullu taahhütlerini yazdım. Taahhütlerin yüksekliği gençlerimizin geleceği adına gerçekten düşündürücüdür. Malum bu taahhütlerin ödemesi 25 yıla yayılıyor ve büyük ihtimalle bugünün yetişkinlerinin kararlarıyla oluşan bu ödemeler bugünün gençleri/yarının yetişkinleri tarafından ödenecek. Şehir hastanelerine yapılan taahhütleri yakından inceleyince endişem daha da büyüdü. Ulaştırma yatırımlarında ücretleri kullanıcılar ödüyor. Gerçekleşen gelir, başlangıçta öngörülen ve özel sektöre taahhüt edilen gelirden düşük olursa aradaki fark vergi gelirlerinden yatırımcıya ödenecektedir (koşullu yükümlülük). Oysa şehir hastanelerinde ödeme doğrudan devlet bütçesinden yapılacaktır (doğrudan yükümlülük).

Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) sözleşmelerinde yatırım ve garanti büyüklükleri

 Son dönemlerde, özellikle de büyük altyapı projeleri nedeniyle gündeme gelen KÖİ projeleri yoğun biçimde tartışılmaya başladı. İdareler projeler hakkında düzenli bilgi paylaşmadıkları için bu sözleşmelerin içerikleri hakkında kamuoyu yeterince bilgi sahibi olamamaktadır. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu AB kamu alımları düzenlemelerine tam uyum sağlamış olsaydı, KÖİ projelerinin ihalesi de bu kanun kapsamında yapılacaktı. Dolayısıyla, KÖİ sözleşmelerinin belirli unsurları Kamu İhale bültenlerinde düzenli biçimde yayınlanacaktı. kalkınma bakanlığı proje yatırım tutarlarına ilişkin iki tane çalışma yayımladı.Çalışmalar için buraya ve buraya bakınız.

Bu yazıda, açık kaynaklardan derlediğim bu sözleşmelere ilişkin bazı bilgileri aşağıdaki grafiklerde paylaşıyorum. Grafiklerde yer alan değerler sözleşme dönemlerine ait ve enflasyona göre güncellenmedi. Enflasyon güncellemesi yapıldığında değerlerin daha yüksek çıkacağı açıktır.

Türkiye Varlık Fonu ve Mali Saydamlık/Hesap Verebilirlik

    Türkiye Varlık Fonu’nu  (TVF) kuran  6741 Sayılı Kanun 26/08/2016 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yayımlanmasından önce ve sonra Kanun’u destekleyen ve eleştiren çok sayıda yazı yazıldı. (Fonu destekleyen yazılar için buraya ve buraya, eleştiren yazılar için de buraya, buraya, buraya bakınız). Bu yazıda ben konuyu Kanun'un yayımlanmasından sonra ihmal edilen saydamlık ve hesap verebilirlik ilkeleri açısından ele alacağım. (Hakkını yemeyelim MHP Samsun Milletvekili Erhan Usta TBMM Genel kurul müzakerelerinde şu konuşmasının 15:30 ve 17:30 dakikaları arasında saydamlık riskine işaret etti). 
      Bu arada, Reuters, Cenevre’de yerleşik GeoEconomica’nın bir raporuna gönderme yaparak, ulusal varlık fonlarının çoğunun yönetişim ve saydamlık açısından başarısız olduğunu ifade etmektedir.. 

Uluslararası Köprü Geçiş Ücretleri ve Osmangazi Köprüsü

Osmangazi köprüsünün geçiş ücretleri ve devletçe sağlanan trafik garantileri son günlerde çok tartışıldı. Tartışmaları Uğur Gürses'in bayramda yazdığı "Köprüden geçmeyenin de ödediği fatura" başlıklı yazısı tetikledi. Bu yazıya cevaben yazılan "Köprü tartışması ve gerçekler" başlıklı başka bir yazıda "Dünyadan örneklere baktığınızda Türkiye otoyol geçişi olarak en ucuz durumdadır" tespiti yapıldı. Yazar bu yazısında kilometre başına otoyol geçiş ücretlerini veriyor.

Ancak, ortada ufak bir sorun var. İlk yazıdaki iddia köprü geçiş ücretinin yüksek olması ve vergi mükelleflerinin de (yani köprüyü kullanmayanların) bu yüksek ücreti sübvanse etmesi. Verilen cevap otoyolu geçiş ücretleri.

Kısa bir hatırlatma: 1980'lerin başlarında altyapı hizmetlerinin ticarileşmesi tartışmaları başladığında temel argüman şuydu. Bir kamu malı (public goods) olan altyapının ücretini kullanıcısı ödesin. Böylece, köprüyü kullanmayanların kullananları desteklemesine (cross subsidy) son verilsin. Köprüyü kullananların marjinal faydaları köprünün marjinal maliyetine eşit olduğu seviyede bir fiyatlama yapılsın ve projelerin ölçeği de buna göre belirlensin. Aksi takdirde, kıt kaynaklar optimal kullanılmaz ve siyasi popülizm adına gereğinden yüksek (atıl) kapasiteli yatırımlar yapılabilir (EKON101 dersinde konuştuğumuz konular).

Bu kısa parantezden sonra esas konumuza dönelim ve elma (köprü ücreti) ile armutu (otoyol ücreti) karşılaştırmak yerine, gerçek bir karşılaştırma yapalım.

Uluslararası alanda köprü geçiş ücretleri ne durumdadır diye kendime sordum ve herkesin yapabileceği gibi Google hazretlerinin karşısına diz çöktüm
.

Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) Projelerinde Etkinlik ve Etik: Gebze-İzmir Örneği

Gebze-İzmir Otoyolu ve yol üzerinde yapılacak Osman Gazi Köprüsüne ilişkin geçiş garantileri ve ücretleri konusu bayram boyunca çok tartışıldı. Konu hakkında bir dönemdir yapılan tartışmalar Uğur Gürses’in bizim blog yazılarından da yararlanarak kaleme aldığını belirttiği yazısıyla zirveye çıktı. Yazıdaki tespit çok basitti aslında. Projenin ölçeği, maliyeti ve nihayet tarifenin düzeyi/ödeme biçimi (geçiş garantisi ve katkı payı ödemesi) iktisaden etkin mi değil mi? Bunun cevabını arıyordu yazar.

Bu yazıya destek geldiği gibi, bence bilgi eksikliği nedeniyle son derece haksız ve ağır eleştiriler de geldi. Gündemi takip edenler bu tartışmalardan zaten haberdardır. Bilmiyenler de 'Google'dan takip edebilir.

Önümüze bakalım ve altyapı yatırımlarında toplumsal refah nasıl gözetilir/artırılır ona bakalım...Sonuçta polemiğe ortak olmak yerine, bilgi vermeye devam edelim.

Altyapı projelerinde etkinlik analizi